GROWTECH. ANTALYA is part of the Informa Markets Division of Informa PLC
This site is operated by a business or businesses owned by Informa PLC and all copyright resides with them. Informa PLC's registered office is 5 Howick Place, London SW1P 1WG. Registered in England and Wales. Number 8860726.
Özellikle daha güneşli bir havaya sahip olan ilkbaharda sera hastalıklarının önüne geçmek, başarılı ve verimli sezon için oldukça önemlidir. Kanada’daki seralar —özellikle Ontario’nun güneyi, British Columbia ve Quebec’te— nisan ortasında tam üretim kapasitesine ulaşıyor. Bu seralarda kış dönemi üretimi sona erdiğinde, üreticiler artık domates, biber, salatalık, çilek ve süs bitkilerini yetiştirmeye odaklanıyor. Ayrıca uygun koşulları sağlamak için takviye aydınlatma ve iklim kontrol sistemleri kullanılıyor.
Ilıman iklim koşullarına sahip olan bir yerde; yapraklı sebzeler için mart ayında, domates için nisan ayında, biber içinse mayıs ayında fide dikimi yapılıyor. Bu döngü aslında, dış ortam sıcaklıkları dalgalansa da sürekli üretimi mümkün kılıyor. Ama bununla birlikte, ılıman ilkbahar sıcaklıkları, yüksek nem ve sık bitki örtüsüyle birleştiğinde, Leveillula taurica, Botrytis cinerea, Phytophthora infestans ve Fusarium oxysporum gibi patojenlerin gelişmesi için ideal koşulları oluşturuyor. Bu nedenle Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) çerçevesinde hassas çevre kontrolü ve proaktif hastalık izleme çok önemlidir.
Nisan ayında, özellikle Leveillula taurica kaynaklı külleme hastalığı, serin geceler ve sıcak gündüz sıcaklıkları birleşince, biber bitkilerinde enfeksiyona sebep oluyor. Sıcaklık farklarına ek olarak seralardaki yüksek nem, hastalığın ilerlemesine ve yayılmasını hızlandırıyor. Fusarium oxysporum ise kontamine olan yetiştirme ortamından kaynaklanıyor ve toprak sıcaklığı arttıkça bitkilere zarar veriyor.
Bu hastalıklarla baş etme sürecindeki en büyük zorluk, Leveillula taurica’nın endofitik özelliğidir. Yani bu hastalık bitki dokularının içinde gelişir. Doku içinde geliştiği için de haftalar boyunca fark edilmeden yayılır ve yaprak dökülmesi, fotosentez kaybı gibi sorunlara neden olabilir. Ortaya çıkan lezyonlar genellikle besin eksikliğiyle karıştırıldığı için de müdahale etmekte gecikme yaşanabiliyor. Bunların önüne geçmek için bağıl nemin %75’in altında tutulması, kullanılan ekipmanların, cihazların ve yetiştirme alanlarının düzenli dezenfekte edilmesi ve küllemeye dayanıklı olan biber çeşitlerinin tercih edilmesi öneriliyor.
Mildiyö hastalığına neden olan Phytophthora infestans, yüksek nemli ve ılıman ilkbahar koşullarında, yetiştirilme ortamı boyunca hızla yayılabilir. Bitkilere hızla bulaşarak yaprak lezyonlarına dökülmelerine yol açabilir. Serada kontrolsüz şekilde büyüyen eski domates bitkileri ve atıklar, genellikle enfeksiyonun ana kaynaklarındandır.
Hızlı enfeksiyon süreci ve daha dirençli mutasyonların ortaya çıkması, bu hastalıklarla mücadeleyi zorlaştırır. Dolayısıyla bu sürecin etkili yönetimi için bitki örtüsü sıcaklıklarının kontrolü sağlanmalı, iyi havalandırma uygulanmalı ve hijyen protokollerine dikkat edilmelidir. Ayrıca P. infestans enfeksiyonunun latent (gizli) evrelerini izlemek için düzenli testler yapılması da öneriliyor.
Pythium aphanidermatum, özellikle sıcak besin çözeltilerine sahip geri dönüşümlü sistemlerde ilkbaharda yaygınlaşabilir. Bu patojen, köklerde kahverengileşmeye ve solgunluğa neden olur, kontamine besin çözeltileri yoluyla yayılır. Yüksek pH düzeyleri ve alg büyümesiyse, bu hastalığı iyice ağırlaştırır.
Bu hastalığa alınabilecek önlemler arasında, alg oluşumunu sınırlamak için besin çözeltisinin pH düzeyinin kontrol altında tutulması, boruların yıkanarak biyofilm oluşumunun engellenmesi ve düzenli tanısal izleme yapılması yer alıyor. Bu adımlar, enfeksiyon riskini ve yükünü azaltarak hastalığın kontrol altına tutulmasına ve giderilmesine katkı sağlıyor.
Örtü altı üretimde çilek, ilkbaharda Botrytis cinerea (kurşuni küf) ve Neopestalotiopsis türlerinin neden olduğu hastalıklarla karşı karşıya kalır. Yüksek nem ve uzun süreli yaprak ıslaklığı bu patojenlerin gelişmesi için uygun koşullar sunar; çiçek ve meyve enfeksiyonlarına yol açar.
Aynı anda birden fazla hastalığın ortaya çıkması, ayrıca bu hastalıkların sulama sistemleri ve ortamda çalışan insanların hareketliliğiyle yayılması, süreci zorlaştıran en büyük etkenler arasındadır. Böyle bir durumda nemin azaltılması, enfekte olmuş her türden araç ve gerecin uzaklaştırılması ve dikim materyalinin dezenfekte edilmesi öneriliyor. Bunun yanında, düzenli testler de patojen varlığının tespiti ve müdahalenin bir an önce başlaması için oldukça önemlidir.
Seralardaki süs bitkileri, özellikle Botrytis cinerea ve Pseudomonas türlerinin neden olduğu kurşuni küf ve bakteriyel leke hastalıklarına karşı oldukça savunmasızdır. Bu patojenler nemli koşullarda gelişir; yanıklık ve yaprak lekeleri oluşturur ve sık bitki örtüsü mevcutsa oldukça hızlı bir şekilde yayılır.
İki farklı patojenin aynı anda baskı oluşturması ve nemli alanlarda hızlı bir şekilde yayılması, süreci zorlaştıran etkenlerdendir. Böyle bir durumda nemin düşük tutulması, hava sirkülasyonunun artırılması ve hijyen uygulamalarına dikkat edilmesi öneriliyor. Takip ve tanı testleri, patojen varlığının tespit edilmesini ve kontrol edilmesini sağladığı için kritiktir.
İlkbahardan yaza geçiş sürecinde, Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) stratejilerine, test ve analiz hizmetlerinin de entegre edilmesi gerekir. Dikim öncesi temel testler, rutin izleme ve tanısal taramalar; patojen varlığını ve besin dengesizliklerini saptamaya ve müdahale etmeye yardımcı olur. Test sonuçlarına göre çevresel kontrollerin, hijyen uygulamalarının ve ürün rotasyonlarının ayarlanması; hastalık önleme konusunda verile dayalı ve başarılı bir yaklaşım sağlar.
Hızlı qPCR testleri ve kapsamlı genetik analizlerin; su, yetiştirme ortamı ve bitki dokularına dair detaylı incelemelerle birleştirilmesi sayesinde üreticiler sera ortamını daha etkili ve verimli bir şekilde yönetebilirler. Böylece hem verim artırılır hem de kimyasalların kullanımı azaltılabilir. Bu işbirliği içindeki bütüncül yaklaşım, ilkbahardaki yayılma döneminden yaz sezonundaki üretime sorunsuz ve başarılı bir geçiş sağlar.
Kaynak: Hortidaily