GROWTECH. ANTALYA is part of the Informa Markets Division of Informa PLC
This site is operated by a business or businesses owned by Informa PLC and all copyright resides with them. Informa PLC's registered office is 5 Howick Place, London SW1P 1WG. Registered in England and Wales. Number 8860726.
Tarımsal üretim konusunda birçok sorun yaşanıyor. Düne kadar çiftçiye sorduğunuz zaman en önemli sorunun üretim maliyeti, yüksek girdi fiyatları olduğunu söylerdi. İklim krizi pek gündeme gelmezdi. Bugün birçok üretici artan maliyetin yanında hemen iklim kaynaklı sorunları da dile getiriyor.
İklim krizine bağlı olarak kuraklık, aşırı sıcak, don, dolu, fırtına, hortum ve benzeri ani hava değişiklikleri tarımsal üretimi dolayısıyla soframızdaki gıdayı olumsuz etkiliyor. En önemlisi de buna bağlı olarak artan gıda fiyatları nedeniyle tüketici yüksek gıda enflasyonu ile karşı karşıya kalıyor.
Yaş sebze ve meyve üretiminde iklim krizine karşı seracılığın önemi hem Türkiye’de hem de dünyada her geçen gün artıyor. Türkiye, seracılıkta, sera teknolojileri konusunda çok önemli bir deneyime ve potansiyele sahip. Her yıl Antalya’da düzenlenen GROWTECH. Fuarı’nda bunun yansımalarını görüyoruz.
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü verilerine göre; Türkiye, seracılıkta dünyada 4.sırada, Avrupa’da ise İspanya’dan sonra 2. sırada yer alıyor. Örtüaltı varlığı son 20 yılda yüzde 42’lik artışla 764 bin dekar alana ulaştı. Bu alanın 504 bin dekarı sera alanı bunun da 15 bin dekarı modern sera alanıdır. Örtüaltı işletmelerinin yüzde 81’i yüksek sistem yani cam, plastik ve yüksek tünellerden oluşuyor. Yüzde 19’u ise erkencilik sağlayan alçak tüneller.
Türkiye’nin 81 ilin 80’ninde örtüaltı yetiştiricilik yapılıyor. Sadece Muş’ta örtüaltı yetiştiricilik yok. Jeotermal seracılık 27 ilde yapılıyor. Örtüaltı yetiştiricilik alanlarının yüzde 90’ı Antalya, Mersin, Adana, Muğla ve İzmir’de.
Örtü altı alanlarda 9 milyon ton sebze ve meyve üretiliyor. Bunun 8 milyon tonu sebze, 1 milyon tonu ise meyve. İl bazında üretimin yüzde 50’sini Antalya, Antalya’yı Mersin, Adana, Muğla, Burdur takip ediyor.
Ürün bazında bakıldığında domates 4,1 milyon ton ve yüzde 51 ile ilk sırada. Hıyar 1,1 milyon ton yüzde 14, biber 1,1 milyon ton yüzde 14, karpuz 668 bin ton yüzde 8, patlıcan 371 bin ton yüzde 5 ile takip ediyor. Meyvede 1 milyon tonun yüzde 78’ini muz oluşturuyor. Yıllık muz üretimi 770 bin ton. Çilek 223 bin ton ve yüzde 20 paya sahip. Diğer ürünler sofralık üzüm, erik, kayısı, maviyemiş, nektarin ve diğer ürünlerden oluşuyor.
Modern seracılığa geçişle birlikte topraksız tarım tekniği de yaygınlaşıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’nin 52 ilinde 15 bin dekar alanda 692 işletme ihracata yönelik üretim yapıyor. Topraksız tarım alanlarının yüzde 19’u Antalya’da, yüzde 15’i Afyonkarahisar’da, yüzde 9’u Mersin, yüzde 9’u İzmir ve yüzde 6’sı Manisa’da yer alıyor.
Topraksız seracılığın yayılmasında jeotermal kaynakların değerlendirilmesi de büyük rol oynadı. Seracılıkta en önemli maliyetlerden birisi olan ısıtmanın jeotermal kaynaklarla yapılması üretimde avantaj sağladı. Jeotermal ısıtmanın öne çıkmasıyla birlikte topraksız tarımın yapıldığı modern seralar Akdeniz sahil bölgesinden Türkiye’nin jeotermal kaynaklarının yoğun olduğu bölgelere yayıldı.
Türkiye’nin jeotermal kaynakta dünyada 7.sırada ve Avrupa’da ilk sırada olduğu düşünüldüğünde modern seracılık ve topraksız tarımın daha da gelişeceği söylenebilir. Halen 27 ilde jeotermal kaynakla seralar ısıtılıyor. Jeotermal seralar daha çok Ege, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşırken il bazında Afyonkarahisar ilk sırada.
Jeotermal kaynağın yoğun olduğu bölgelerde hem kaynağın verimli ve doğru kullanılması hem de üretilen ürünün değerlendirilmesi için “Sera Organize Tarım Bölgeleri” kuruluyor. Ülke genelindeki bitkisel üretime dayalı 21 organize tarım bölgesinin 14 tanesi jeotermal sera bölgesi.
Geçen Şubat ayında Sera Konstrüksiyon Donanım ve Ekipman Üreticileri ve İhracatçıları Derneği (SERKONDER)’nin Afyonkarahisar Sandıklı’da düzenlediği 2.Sera Yatırım Günleri’nde seracılığın mevcut durumu ve geleceği ele alındı.
İki gün süren toplantıda benim için en dikkat çekici olan bilgi, yıllık 10 bin dekar yeni sera ihtiyacıydı. SERKONDER Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Salih Uslu seracılıkta ihtiyaç duyulan alan ve finansman için özetle şu bilgileri verdi: “Yüksek teknoloji seraların yüzde 90’ı ihracata üretim yapıyor bu da toplamda 540 bin ton üretime denk geliyor. Modern ve çiftçi tipi seralarda yaklaşık 360 bin ton yani yüzde 15’i ihracata gidiyor. Şu anda seralarda 8,5 milyon ton üretimi rahatlıkla yapıyoruz. Nüfusumuz yıllık yüzde 1,5-1,2 artıyor. Bu artışı karşılamak için bir kişinin yani örtüaltı sebze tüketimi kişi başına 157 kilodan hesaplandığında ki normalde 250 kilo civarında ama biz örtüaltını hesaplıyoruz. İhracat hızımızın da yüzde 10 arttığını düşündüğümüzde bizim her yıl 90 bin tonluk bir ilave üretim yapmamız lazım.
İhracat için her sene 2 bin dönüm endüstriyel ilave seraya ihtiyacımız var. Modern sera olarak 8 bin dekar ilave sera ihtiyacı var. Toplamda yıllık 10 bin dönüm sera yapma zorunluluğumuz var. Bu sadece ihracat için.
İç tüketime baktığımızda teknolojik seraların yüzde 10’u iç tüketime çalışıyor. Buradan 8 bin ton civarında üretim olacak,18 bin 800 ton da modern çiftçi seralarından üretilecek ama bu da yeterli gelmiyor. Mevcut seraların da modernizasyonu gerekiyor. Bu sayede yüzde 15 verim artışı sağlanacak. Buradan da 40 bin ton üretim olursa ihtiyaç olan ilave 157 bin ton üretilmiş olacak.
Endüstriyel sera ihtiyacı yıllık 2 bin dekar. Metrekaresi 80 dolardan yıllık 160 milyon dolar finansmana ihtiyaç var. Modern çiftçi seraları 25 bin dönüm ve metrekare başına 20 dolar ile 500 milyon dolar finansman ihtiyacı var. Geri dönüşüm yani modernizasyon için 17 bin dönümde metrekare başına 3 dolardan 51 milyon dolara ihtiyaç var. Toplam gerekli olan finansman kaynağı yıllık 609 milyon dolar. Bunu yaptığımız zaman artan nüfusun ve ihracat talebini karşılayabileceğiz.”
Türkiye’de kurulan seralar büyük oranda devlet destekli kredi ve hibe destekleriyle yapılıyor. Sandıklı’da yapılan 2.Sera Yatırım Günleri’nde Ziraat Bankası Tarımsal Bankacılık Grup Başkanı Kemalettin Bayat seracılık kredileri ile ilgili şu bilgileri verdi: “2024 yılında seracılık alanında faaliyet gösteren 16 bin müşteriye yaklaşık 18 milyar lira kredi kullandırdık. Toplam kredilerimiz içerisinde önemli bir paya sahip. Kapalı ortamda bitkisel üretim kredisi üst limiti 100 milyon lira. Hem yatırım hem işletme kredilerinde yüzde 50 sübvansiyonla başlıyor. Yağmur hasadı, genç çiftçi, kadın çiftçi, sözleşmeli üretim yapma ve benzeri şartlara sahip olunduğunda faiz yükünün tamamı da Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından karşılanıyor. Üreticiye faiz yükü kalmıyor.
Bankamızın seracılık kredilerinin gelişimine baktığımızda özellikle seracılığın öneminin artması, iklim değişikliğinin toprak ve suyu en çok etkilediği ve buna bağlı olarak verimi etkilediği, arz ve talebi bozduğu dönemlerde seracılığın önemi arttı. Bu kapsamda hem talebin arttığını ve hem de bankamızın kredilerinin arttığını görüyoruz. 2020 yılında 2,3 milyar lira sera kredisi kullandırırken 2021’de3,4 milyar lira, 2022’de 6,9 milyar, 2023’te 12,9 milyar ve 2024’te 18,1 milyar lira kredi kullandırdık. Son 5 yılda yaklaşık 7 kat kredilerimiz artış gösterdi. Bu kredilerimizin de yüzde 53’ünü yatırım, yüzde 47’sini işletme kredileri oluşturuyor. “
Ziraat Bankası kredi desteklerinin yanı sıra Avrupa Birliği destekli IPARD Programı ve Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi programı kapsamında hibe destekleri de var.
Bu genel bilgilerden sonra seracılıkla ilgili önemli bulduğum birkaç noktaya daha değinmek istiyorum. Öncelikle, tarımsal üretimin birçok alanında olduğu gibi seracılıkta da planlama ihtiyacı var. Kaynakların doğru kullanılması çok önemli. Afyon Sandıklı’ya 2020 yılında gittiğimde 22 sera vardı ve jeotermal kaynak çok verimli kullanılıyordu. Tam 5 yıl sonra 2.sera Yatırım Günleri’nde gittiğimde öğrendim ki buradaki sera sayısı 50’nin üzerine çıkmış. Sera yatırımı yapan, üreticiler jeotermal kaynağın yetmediğini sorunlar yaşanmaya başlandığını söyledi. Planlama olmazsa yarın yapılan yatırımların bir bölümü ısıtma sorunu yaşayacak ve kaynaklar heba edilmiş olacak.
Bir başka önemli konu, Türkiye’nin yakın coğrafyasında da seracılık gelişiyor. İran, Mısır, Fas, Tunus, Azerbaycan, Özbekistan ve diğer ülkelerde gelişen seracılıkla birlikte ciddi bir rekabet var. Türkiye bu ülkelerin bazılarında seracılığın kurulması ve geliştirilmesine öncülük yapıyor. “Bu ülkelere seracılığı öğrettik, şimdi bize rakip oldular” diyenler de var. Biz öğretmesek de onlar mutlaka bir yerden öğrenecekti. Bizim öğretmemizin avantajı da var. Hem teknoloji satıyoruz hem de işbirliği yaparak ürettikleri ürünün pazarlanmasına aracılık yapabiliriz. Aslında dillerden düşmeyen “Hollanda Mucizesi” tam olarak bu. Bizim seracılarımız sahip oldukları teknoloji, bilgi birikimi ve pazar olanakları ile sadece Türkiye’de üretileni değil başka ülkelerde üretilenleri de pazarlayabilir.
Önemli ve güncel konulardan birisi de pestisit sorunu. Kontrollü üretim yapılması nedeniyle “temiz üretim” konusunda seracılık sektörü öncülük yapabilir. Alıcı ne istiyor? Temiz, kalıntısız, uygun fiyat, standart ve kaliteli ürün istiyor. Sürdürülebilir ürün tedariği istiyor. Bu istekler dikkate alınarak üretim yapılması sağlanmalı.
Özetle, seracılıkta bazı önemli sorunlar olmakla birlikte büyük fırsatlar da var. Türkiye bu fırsatları değerlendirebilirse, iklim krizi, su sorunu, pestisit-kalıntı sorununu çözerek modern seracılıkta ciddi yol alabilir. Artan nüfusun gıda ihtiyacı uygun koşullarda sağlanabilir.
Ali Ekber YILDIRIM
Ekonomi Gazetesi Tarım Yazarı