Skip to main content

Tohumun Sessiz Gücü ve Geleceğe Açılan Yol Haritası

Tohum… Bir avuç toprağa bırakıldığında sessizdir, ama o sessizlikte koskoca bir geleceğin yankısı vardır. Türkiye’nin tohumculuk hikâyesi de tam böyle bir hikâye. 1920’lerde başlayan, 1980’lerde piyasa ekonomisinin rüzgârını arkasına alan, 2004 ve 2006’da çıkarılan yasalarla ivme kazanan bir serüven.

Bugün geldiğimiz noktada tablo etkileyici: 9 bin 637 tescilli çeşit, 1,3 milyon ton sertifikalı tohum, milyarlarca fide, fidan ve süs bitkisi üretimi… 2024’te 853 milyon dolarlık dış ticaret hacmi, ihracatın ithalatı karşılama oranının %134’e ulaşması… Ama satır aralarında, çözülmesi gereken düğümler de var.

Türkiye, tohum üretimi için dünyanın en avantajlı coğrafyalarından birine sahip. İklim çeşitliliği, biyolojik zenginlik, tarım kültürü… Fakat hâlâ AR-GE yatırımlarında beklediğimiz yeterlilikte ivme yok. Özel sektörün ıslah programları ilerlese de nitelikli personel eksikliği, bürokratik engeller, kamu-üniversite-sanayi iş birliğinin zayıflığı sektörün hızını kesiyor.

Bir başka mesele ise mevzuat. 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’ndan ticaret borsası kesintilerine, yetkilendirme ve denetim prosedürlerinden KDV oranlarına kadar birçok başlıkta düzenleme ihtiyacı var. Ve tabii kayıt dışı satışlar, bilgi kirliliği, mevsimlik işçi sorunu… Bunlar çözülmedikçe, rakamların arkasındaki potansiyel tam anlamıyla açığa çıkmayacak.

Oysa bu sektör, sadece tarımın değil, milli güvenliğin de konusu. Dünyada tohum ticaretinde 10. sıradayız; hedef ilk 5’e girmek. Bunu başarmak için sadece tohumluk üretiminin, kalitesinin ve ihracatın artışı yetmiyor. Bir strateji ekmemiz gerekiyor; yerli çeşitlerin desteklenmesi, ihracat prosedürlerinin sadeleştirilmesi, üreticiye güçlü mali teşvikler, AR-GE’ye uzun vadeli fonlar…

Tohumun kaderi, toprağa düşmekle başlar. Ama geleceğe kök salması, o tohumu koruyacak politikalarla mümkündür. Türkiye’nin topraklarında filizlenen bu sessiz güç, doğru destekle sadece ülkenin değil, dünyanın gıda güvenliğinde söz sahibi olabilir.

4. Tarım ve Orman Şûrası Kararları Tohumculuk İçin Tarihi Bir Dönüm Noktası

İşte tam bu noktada, 14 Mayıs 2025’te açıklanan 4. Tarım ve Orman Şûrası kararlarını tarihi bir dönüm noktası olarak görüyorum. Cumhurbaşkanımızın ve Tarım ve Orman Bakanımızın katılımıyla açıklanan 86 maddelik karar listesi, yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirecek stratejik adımlar içeriyor.

Küresel ölçekte iklim değişikliği ve gıda güvencesi gibi tehditler büyürken, Bakanlığımızın ortaya koyduğu bu yol haritası, tarımın sürdürülebilirliği için büyük bir irade ortaya koyuyor. Sektörümüz için en sevindirici başlıklardan biri, “tohumda yerlilik ve millilik” oranlarının artırılması kararı. Bu, dışa bağımlılığın kırılması, kendi çeşitlerimizle kendi geleceğimizi inşa etmemiz anlamına geliyor.

Yıllardır beklediğimiz Ulusal Tohum ve Bitki Sağlığı Laboratuvarı kararı da şûra sonuçları arasında yer aldı. Bu laboratuvar, bitki ıslahı ve AR-GE çalışmalarından sertifikasyon süreçlerine, hastalık testlerinden moleküler analizlere kadar sektörümüzün en önemli ihtiyaçlarını karşılayacak. Artık analizlerimizi güvenilir, hızlı ve ulusal ölçekte yapabilecek, kalite standartlarımızı daha da yukarı taşıyacağız.

Bir diğer kritik adım, tohumculuk işletmelerinin “sanayi işletmesi” statüsü kazanması. Bu yalnızca bir tanım değişikliği değil; yatırımlar, AR-GE projeleri ve KOSGEB gibi sanayi desteklerinden yararlanma imkânı anlamına geliyor. Tohum, bundan böyle sadece tarımsal bir girdi değil, stratejik bir sanayi ürünü olarak değerlendirilecek.

Şûrada yer alan “sertifikalı tohum kullanımının artırılması” kararı ise sektörümüzün uzun süredir dile getirdiği en önemli taleplerden biriydi. Sertifikalı tohum, çiftçimizin gelirini artırır, hastalıklardan ari ve kalite güvencesi altındadır. Bu, planlı, verimli ve sürdürülebilir tarımın temel taşıdır.

Şûranın tüm aşamalarında aktif rol aldık, komisyon çalışmalarına katkı sunduk. Ortaya çıkan kararların uygulanmasıyla üretim artacak, sürdürülebilirlik güçlenecek ve milli tarım hedeflerimize bir adım daha yaklaşacağız. Biz, sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte bu süreci sahiplenmeye, sorumluluk almaya ve ülkemizin tarımsal geleceği için çalışmaya hazırız.

Geleceğin güvencesi toprağa attığımız tohumlarla başlar; o tohumların kök salması ise kararlılık ve doğru politikalarla mümkündür. 4. Tarım ve Orman Şûrası kararları, bu tohumların yeşermesi için atılmış en ciddi adımlardan biridir. Şimdi önemli olan, bu adımların hızla ve etkin şekilde hayata geçirilmesidir.

Tarımın Küresel Ölçekteki En Önemli Buluşma Noktalarından Biri GROWTECH. ANTALYA

Tarım sektörünün küresel ölçekteki en önemli buluşma noktalarından biri olan GROWTECH. ANTALYA, yenilikçi çözümleri ve iş birliği fırsatlarını aynı çatı altında topluyor. İklim değişikliğinin tarıma etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiği günümüzde, teknoloji kullanımının önemi giderek artıyor. GROWTECH. ANTALYA, bu ihtiyaca yanıt vererek sektör ile teknolojiyi bir araya getiren güçlü bir platform olmayı sürdürüyor.

Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarları arasında yer alan GROWTECH. ANTALYA, 18-21 Kasım 2025 tarihleri arasında ANFAŞ Fuar Merkezi’nde 24’üncü kez kapılarını açacak. Türkiye’nin tarım alanındaki yenilikçi yaklaşımını, üretim gücünü ve potansiyelini uluslararası arenaya taşımayı hedefleyen bu organizasyonun, yeni iş birlikleri ve ticari fırsatlar için önemli bir zemin oluşturacağına inanıyorum.

Türkiye Tohumcular Birliği olarak biz de her yıl olduğu gibi bu yıl da kurumsal standımız ile fuarda yerimizi alacağız. Emeği geçen herkesi kutluyor, fuarın Türk tarımına hayırlı olmasını diliyorum.

Hacı Ömer GÜLER

Türkiye Tohumcular Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı